Merhaba, ben tunalim
Profilime bak


Eylül 2007

SMTWTFS
1
2 3 4 5 6 7 8
9 10 11 12 13 14 15
16 17 18 19 20 21 22
23 24 25 26 27 28 29
30

Tag

Syndicate content

My Dada'ya ekle

My Dada'ya ekle

İçeriklerini paylaş

De.licio.us

 

 

 
.Bilmem ki hatırlar mısın, uzun uzun konuşmuştuk.
Hem şahsi, hem ailevi hem de toplumsal olmak üzere dizi dizi dertlerin, alanlara sığmaz acıların, sicim gibi sancıların vardı ve bütün bu sancıların dinmesini sadece ve sadece bir adamın bir tepeye çıkış şartına bağlamıştın.
Hacım, şimdi dindi mi bütün sancın?
Kalp rahatsızlığından damar sertliğine, şeker hastalığından böbrek rahatsızlığına, kemik erimesinden görme–işitme kaybına kadar birkaç düzine hastalığın vardı, tüm geceler boyunca sancıdan kıvrandığını, o yüzden gecelerin haftalar kadar, hatta aylar kadar uzun olduğunu söylemiştin.
Beklediğin o adam, işaret ettiğin o tepeye çıktı, ya şimdi nasılsın?
Çocukların koca koca adam oldukları halde bir baltaya sap olamadıklarını, asla geçim–meçim derdine düşmediklerini, onların çocuklarına da kendi emekli maaşınızla baktığınızı, iş bulmak için hangi kapıyı çalmışsanız yüzünüze kapandığını nemli gözlerinizle anlatmıştınız da, onarlın yüzünden kendi dertlerinizi dahi unuttuğunuzu söylemiştiniz.
Hacım, dindi mi bütün sancın?
Evinizin sağ tarafındaki büyükçe tarlanın Fransızlar satıldığını, sol taraftaki birkaç dönümlük arsanın ise Yunanlılar tarafından alındığını, bölgenizde yüzlerce insana ekmek kapısı olan fabrikanın da özelleştirme kapsamında İngilizlere satıldığını ve kapısına kilit vurulduğunu yine yaşlı halinizle ve yaşlı gözlerinizle anlatmıştınız ve eklemiştiniz; o adam o tepeye çıkarsa bütün talanlar sona erecek. Şimdi nasılsın, sancıların dalga vuruşunda bir değişme var mı?
Bundan böyle o adam o tepede artık.
Her gün ülkenin dört bir yanına şehit tabutlarının gidişinden, her gün anaların, dul kalan genç eşlerin ve gözü yaşlı yetimlerin feryadından son derece rahatsız olduğunu, son zamanlarda bebek katilinin posterleri ile meydanlarda nümayişler yapılmasından ötürü adeta kahrolduğunuzu söylemiş ve de eklemiştiniz; o adam o tepeye çıkarsa bunlar da bitecek.
Bitti mi sancın hacım?
O adam o tepede şimdi, sen nerdesin ve sancılarından ne haber?
Yazan:Aziz Karaca....TUNALIM...

 


 

 

untitled Kendilerine hayli garip ve uzun bir isim seçen ‘hür ve kabul edilmiş mason locaları’nın sayfasına girildiğinde, sol tarafta ‘mimarsinan dergileri’nin bir resmi var. Onun üzerine tıklandığında ‘mimarsinandergisi.org’ adresi geliyor ama sayfa faal değil. Bu sitenin sahibi kim diye araştırdığınızda ise karşınıza ‘ottoman ltd’ isimli bir şirket çıkıyor.

Tahmin edildiği gibi bu şirketin sahibi de mason locaları. ‘ottoman ltd’ sayfasına girildiğinde ise AKP karşınızda.

1)
http://www.mason.org.tr

2)
http://www.mimarsinandergisi.org

3)
http://whois.domaintools.com
Bu adrese girince karşınıza çıkacak olan kutu içine mimarsinandergisi.org yazın.
Karşınıza çıkacak olan sayfa içinde şu bilgilere ulaşacaksınız:

(sayfadan bir bölüm)

untitled2

Görüldüğü gibi ‘mimarsinan dergisi’in sahibi (admin) mason locaları. Orada belirtilen e-posta adresi ise:
ottoman@ottomanltd.com.tr

http://ottomanltd.com.tr adresine girildiğinde aşırı yunan kardeşliği dikkat çekici.
Aynı sayfada ottoman medya’nın AKP işbirliğinden söz ediliyor. Ottoman’ın sahibi ‘hür ve kabul edilmiş mason locaları’ olduğuna göre, AKP’nin resmen masonlarla işbirliği yapan, onlara güvenen, asla İslam’la alakası olmayan masonik bir parti olduğu ortaya çıkıyor.

RTE ve avanesinin yahudi beslemeleri, AKP’nin de yahudi imalatı bir parti olduğunu biz biliyoruz bilmesine de, bu soysuzlara inanıp güvenen, RTE ve avanesinin Müslüman olduklarını sanan zavallılar için bunlar… 

Kendini unutan müslüman gençler  Arap Kürt Partisi’nin (AKP) masonlarla çalıştığının belgesidir....Tunalım...

Introduction to Armenian Geumentnocide Arg(Sözde Ermeni soykırım düşüncesini tanıma)
Fri, 04/20/2007 - 18:02 r12; Brian
Armenian Genocide Supporters have all kinds of arguments, but very rarely can come up with any factual evidence. All the might and power of the Armenian propaganda machine has failed to get the whole world to accept the genocide, and some wonder why, and there are some that wonder how they even got this far.

Many arguments break out all over the internet between all nationalities of people about the Armenian Genocide. Most of the time, it becomes a circular debate where the pro-Turkish side argues that since there was no intent to kill, no orders to kill Armenians, it couldn't have been a genocide. The pro-Turkish side says that the numbers of the Armenian Genocide deaths is usually blown out of proportion for dramatical effects but do acknowledge that Armenians did die. They say the rebellion effort was causing great discomfort to the Russian-Ottoman wars in the east, and that is why the Sultan ordered all Armenian villages near Van (Eastern Turkey), to be relocated (not deported) to Syria another Ottoman territory. They also argue that the large population of Armenians in Western Turkey remained unharmed where genocide could have been easiest and explains that these facts along with a wide array of others prove it wasn't genocide but a civil war between civilian populations of Muslims and Armenians.

The Armenian side on the other hand tries not to focus too much on the history of the issue. Their best evidence has been eye-witness accounts of famous anti-Ottoman officials that are neither Armenian or Ottoman. They also say that the world has already accepted the Armenian Genocide. They say 21 countries recognize the Armenian Genocide and thus it must be true. They also mention their most ridiculous but consistent argument that a majority of unnamed Western Historians agree with the Armenian Genocide theory and that only the Turkish government denies it. When they do mention history they usually point out fake documents such as the Talaat Pasha telegrams which were proven to be forgeries since the forger's didn't know about the Ottoman Royal language only used in such documents, and the encrypted numbering system used for each document.

However, although sometimes the pro-Turkish side can make ridiculous claims too, many of the Armenian-Genocide arguments are completely baseless, hearsay, or speculation. While the pro-Turkish side tries to apply logical arguments that seem to fit better in the world puzzle, the Armenian-Genocide proponents try to use distractions and portray a sense of security by claiming everyone is on their side.

There are some flaws in the Armenian Genocide argument. The 21 countries that recognize the Armenian Genocide all seem to have a large number of Armenian populations (definitely larger than Turkish populations), and therefore it could be a result of political pressure by Armenian lobbyists and voters.

They mention that a majority of Western historians support the Armenian Genocide theory. However, this is just an exaggeration, the real numbers are unknown, and is more likely to be much closer to being even on the issue rather than one side being a majority. There are many Armenian descendant historians in Western countries who focus their research on this issue. As you probably already know, when someone who investigates an issue with an already strong held belief in one side of the issue, will be biased and only pick and select evidence to support his or her own thesis.

In addition, Armenian Genocide supporters will mention different Turks that are known to support the Armenian Genocide issue (usually for money or Armenian descendants who are also Turkish citizens). These people include Orhan Pamuk, a Turkish writer who writes about fictional stories who won a Nobel Prize for his literary work (not a credible historian in many peoples opinion, but still mentioned by Armenian Genocide supporters). Also they mention Taner Akcam, a sociologist, terrorist, and political activist who escaped from prison (arrested for terrorism) to Germany where he found political asylum (not a credible source with a huge history of inciting rebellion in Turkey and no degree in history; many speculate he is of Armenian descent).

The pro-Turkish side also argues that an empire on the verge of collapse, that is already labeled the sick-man-of-europe, and is struggling with Arabic rebellions and European rebellions on all its territories with wars on many fronts, would not waste their time, money, and manpower to systematically slaughter Armenian civilians which will not stop war only create more rebellion.

Many Turks and pro-Turkish supporters also point out the many thousands of dead Azerbaijanians, Turks, and Kurds, that were killed in the hands of Armenian rebels as evidence that it was not a genocide but a deadly long civil war. They claim that Armenian Genocide supporters pray on the sympathy of Christians to other Christian cultures to raise money to promote this Armenian Genocide theory and use dramatic stories to promote emotion and sympathy for the Armenian cause which plans to receive land and reparations from the Turkish government as the Jewish people have from Germany.

The pro-Turkish side also mentioned the Malta trials which was a predecessor to the Nuremberg trials. Many of the Ottomans top officials claimed to have been involved in the genocide were tried for two and a half years on the island of Malta by the British and Armenians after World War I disbanded the Ottoman Empire. With all the Ottoman archives at their arsenal, they found no evidence that there ever was an Armenian Genocide. Without lawyers the trial went on, and the Ottoman officials were released (most of them later murdered by Armenian terrorists), and found innocent. The case was closed until the 1970s when the issue began to gain attention once again (thought to be because of the reparations paid to the Jewish people after World War II).

The Turkish government does not deny the deaths of thousands of Armenians, they express that it is a tragedy and Armenia and Turkey should be friends in the future and the argument should be settled as a civil war since both sides have lost many lives and since there was no direct ordering of mass murders.

However, the argument lives on and recently France has even made it a law that no one can mention the Armenian Genocide is false in France. Which is quite ironic since France is supposedly a very democratic country that is now attacking freedom of speech so directly.

TUNALIM...

 

 

HER ŞEY TÜRK İÇİN,TÜRK'E GÖRE,TÜRK TARAFINDAN..

Bir geçmişimiz, bir geleneğimiz ve bir örfümüz var.
On beş asırdan beri her kurumuyla kökleşmiş, oturmuş bir İslam Medeniyetinin çocuklarıyız.
Bin yıldan beri Anadolu’yu yurt edinmiş, nice dağları bağ haline getirmiş, nice çatlamış toprakları su ile buluşturmuş, alnını teri ile ellerinin nasırı ile köklü bir medeniyet kurmuş aziz Türk milletinin torunlarıyız.
Arkamızda sağlamca yaslanabileceğimiz böylesine kaynaklarımız var, önümüzde ve elimizde de, ceddimize rehberlik yapmış olan evrensel bir kitabımız ve onu insanlığa tebliğ eden alemlere rehber, son elçi, son peygamber Muhammed Mustafa’mız (s.a.v) var.
Bu temellerimiz, bu köklerimiz; kime nasıl bakılacağı,kimden neyin nasıl alınacağı, kimlere hangi ismin takılacağı noktasında yeterli bilgiler ve ip uçları içermektedirler.
Üçüncü bin yılın ilk on yılını tamamlamak üzere olduğumuz şu zaman diliminde tüm dünyada söz sahibi ve güç sahibi olan küresel şer odakları; insanlığa, özellikle de İslam dünyasına kendi doğrularını, kendi çıkarlarını dayatmaktadırlar. Zihinler üzerinde hakimiyet kurmaya çalışarak, binlerce yıl içerisinde ortaya çıkmış olan isimleri ve resimleri silip yerlerine başak isimler ve resimler ikame etmeye çalışmaktadırlar.
Mesela zulüm kötüdür, zalim dışlanması gereken bir tiptir ama bu sıfatlar küresel baronların, çağdaş firavunların isimleri ile birlikte anılırsa hiç de utanılacak sıfatlar değildir!
Hırsızlık yüz kızartıcı bir suçtur, yalan, yalana dayalı talan insanlık suçudur ama bütün bu suçları; “dünya gemisinin dümenindeki bir millet” işlerse birden bire erdeme dönüşüyorlar ve çağın Bel’amları tarafından alkışlanabiliyorlar.
Biz her zaman ve zeminde dik duruşumuzu ve delikanlı tavrımızı sürdüreceğiz. Bu duruş aynı zamanda inancımızın bir buyruğudur, aynı zamanda aziz ecdadımızın bir vasiyetidir.
Küresel güçler istiyor diye, onlar öyle tanımlıyor ve işlerine öyle geliyor diye biz hiçbir zaman kargaya bülbül, kaktüse de sümbül demeyeceğiz. Karga, dünyanın neresinde olursa olsun kargadır, bülbül de bülbüldür. Kargayı ne kadar eğitirseniz eğitin ondan bülbül sesi elde edemezsiniz. Kargayı hangi altın kafeste beslerseniz besleyin, yiyecek çeşitlerini ne kadar artırırsanız artırın ,kafesten çıkar çıkmaz gideceği yeri bellidir, ardına düşenleri de götüreceği adres bellidir.
İnsanlık bir dayatma ile karşı karşıya; ille de kargaya bülbül diyeceksiniz.
Şeklini, rengini gördüğü halde, sesleri dinlediği halde, küresel şer odaklarına kulak vererek kargaya bülbül diyenlere yazıklar olsun.
Dünya durdukça, ömrümüz oldukça bizim nazarımızda karga kargadır bülbül de bülbüldür, kaktüs kaktüstür sümbül de sümbüldür.

Aziz Karaca--Tunalım...

EY NEFSİM!

yazan tunalim

06/09/2007 - 08:56


Yaratılan her kul, emir ve yasaklar konusunda önce kendi nefsinden sorumludur. Önce kendi nefsinde yaşadıktan sonra da başkalarına tavsiye etme hakkına sahip olmaktadır. Kendi nefsinde yaşamadan başkalarına tavsiyede bulunmaya kalkışanlar da Yüce Allah (cc) tarafından uyarılmıştır.
“Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük gazap gerektiren bir iştir” (Saff Suresi; 2-3. ayetler).

***


Allah’ın (cc) gazabını gerektiren bir işinde başkasına fayda sağlamasını beklemek, zaten boş bir iştir. Bu konuda Peygamberlerin, Sahabenin ve Allah dostlarının yaşantısı ve sözleri bize ışık tutmaktadır. Örneklerle konumuzu açmaya çalışalım… Hazreti Peygamber (sav) kendine gelen vahyin gerektirdiği görevleri önce kendisi yaşamış, uygulamış, sonra tavsiyede bulunmuştur. Hayatı incelendiğinde öğüt verdiği her şeyin; “Sünnet” diye tarif edilen fiillerinde yaşanmış olduğu görülmüştür.
Hazreti Ömer halife iken insanlara hitapta bulunuyordu, bir adam geldi;
“Ya Ömer, köle azat etmenin faziletleri hakkında nasihat etseniz.”
Hazreti Ömer nasihati yarıda keser ve dışarı gider gelir;
“Ey cemaat köle azat etmek çok faziletli bir iştir”. Yaptığı hareket hakkında sorulur, cevaben;
“Bu adam bana köle azat etmenin fazileti hakkında nasihat etmemi söyleyince, söz söylemeye yetkimin olması ve tesir etmesi için önce benim köle azat etmem gerektiğine inandığım için gittim köle azat ettim ve gelip size nasihat ta bulundum” diye cevap verir.

***
Yine arif bir zata uzak bir yerden, bal yemekten dolayı hasta olan bir çocuk getirilir.
Arif zat;
“Bu çocuğu götürün kırk gün sonra getirin” der. Çocuğu götürürler ve kırk gün sonra getirirler. Arif zat;
“Evladım çok bal yemek sağlığa zararlıdır. Fazla bal yemeyesin” der ve çocuk da; kabul eder.
Çocuğun babası sinirlenir;
“Efendim, kırk gün önce geldiğimizde de bu sözü söyleyebilirdiniz.” Arif zat;
“Siz bana kırk gün önce geldiğinizde ben o gün bal yemiştim. Benim yaptığım bir işi başkasına nasıl yasaklayabilirdim. Hem yanlış, hem de sözüm tesirsiz olurdu”.  Ve o andan itibaren çocuk fazla bal yememiş ve sağlığına kavuşmuş.

***
Sultanul Evliya Abdulkadir Geylani Hazretleri de bu konuda şu öğütte bulunmuştur;
“Ey evlat, önce nefsine öğüt ver, onu yola getir, sonra da başkalarını... Senin henüz ıslaha muhtaç hallerin var, bunu sen de biliyorsun. Bunu bildiğin halde başkalarının ıslâhı ile uğraşma yolunda nasıl başarılı olabilirsin? Gözlerin bir adım öteyi görmüyorken körleri neyle yola getirme sevdasındasın?” (Futuhu’l-Gayb)
Aklı selim düşündüğümüz zaman görülecektir ki, insana düşman olarak, kendi nefsi yeter artar bile… O zaman biz kullara düşen görev; kendi nefsimizi tanımak, onu ıslah etmek, sonrada Yüce Yaratanın emir ve yasaklarına tabi olmaktır. Kendi nefisimizi unutup başkalarıyla uğraştığımız takdirde bizi bekleyen tehlikeleri hatırlatan bir Hadis-i Şerif ile yazımız bitirelim;
“Ne kötü kuldur o kul ki, kibirlendi ve Cenabı Hakkı unuttu. Ne kötü kuldur o kul ki, cebbarlık yaptı, haddi aştı ve Yüce Cebbarı unuttu. Ne kötü kuldur o kul ki, unuttu, oyalandı ve kabri hatırlamadı, tuğyan etti ve nereden gelip gittiğini de unuttu. Ne kötü kuldur o kul ki, din ile dünyayı avladı. Ne kötü kuldur o kul ki, dinini de şüpheli şeylerle bozdu. Ne kötü kuldur o kul ki, kendine tamah hakimdir. Ne kötü kuldur o kul ki, nefis arzusu onu şaşırtır. Ve ne kötü kuldur o kul ki, hırs onu rezil eder.” (Ravi: Hz. Esma Binti Umeys (ra); (Ramuz el- Ehadis/sayfa 242/6).

UĞUR KEPEKÇİ_____:Tunalım..